Blog listesine dön
    Sermaye Piyasası

    SPK'nın Tasfiye Kararı Verdiği Fonlarda Param Var: Zararımı Geri Alabilir miyim?

    18 Eylül 2026·Av. Aykut Yeşilkaya
    SPK'nın Tasfiye Kararı Verdiği Fonlarda Param Var: Zararımı Geri Alabilir miyim?

    SPK, 17.09.2026 tarihli 2026/60 sayılı Bülteniyle yedi portföy yönetim şirketinin TEFAS'taki tüm fonlarını işleme kapattı, Bültende sayılan fonların tasfiyesine karar verdi. Fon malvarlığı şirketten ayrıdır ve haczedilemez; ancak bu koruma fonun değerini garanti etmez. Tazminat için fonun zarar etmesi yetmez: kurucunun veya saklayıcının somut yükümlülük ihlali ve nedensellik bağı ispatlanmalıdır.

    SPK 17 Eylül 2026'da hangi kararı aldı?

    Sermaye Piyasası Kurulu, 17.09.2026 tarihli ve 2026/60 sayılı Bülteni ile Kurul Karar Organı'nın 57/1706 ve 57/1707 sayılı kararlarını duyurdu. Karar iki ayrı tedbir içeriyor ve bu ikisini birbirine karıştırmamak gerekiyor.

    Birincisi, Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy'ün kurucusu olduğu ve katılma payları TEFAS'ta işlem gören tüm yatırım fonları, TEFAS'ta alım ve satım yönünde işleme kapatıldı. İkincisi, Bültende unvanları tek tek sayılan fonların «Kurulca tayin edilecek yöntem ile tasfiye ettirilmesine» karar verildi. Listede hisse senedi yoğun serbest fonların yanında para piyasası fonları da yer alıyor. Fonunuzun tasfiye listesinde olup olmadığını Bültenin kendisinden kontrol etmeniz gerekir.

    Kararın dayanağı olarak 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 96. maddesinin birinci fıkrası gösterildi. Bu hüküm, sermaye piyasası kurumlarının mevzuata, Kurulca belirlenen standartlara, esas sözleşmeye ve fon iç tüzüğüne aykırı faaliyetlerinin tespiti hâlinde Kurula faaliyetleri sınırlandırma, durdurma, yetki iptali ve «öngöreceği diğer her türlü tedbiri almaya» yetki veriyor.

    Önemli bir nokta: Bültende hangi şirketin hangi aykırılığı işlediği açıklanmış değil. Tasfiyenin hangi yöntemle ve hangi takvimde yapılacağı da bu yazının kaleme alındığı tarih itibarıyla duyurulmadı. Bugün "şu şirket şunu yaptı" demek için elimizde resmî bir tespit yok; aşağıdaki değerlendirme bu belirsizlik gözetilerek okunmalıdır.

    Tasfiye edilen fondaki param batar mı?

    Yatırımcının ilk sorusu genellikle budur. Kanun'un 53. maddesi bu konuda açıktır. Fonun malvarlığı, portföy yönetim şirketinin ve saklama kuruluşunun malvarlığından ayrıdır (m.53/1). Fon malvarlığı, şirketin yönetimi kamu kurumlarına devredilse dahi başka amaçla tasarruf edilemez; «kamu alacaklarının tahsili amacı da dâhil olmak üzere haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir konulamaz ve iflas masasına dâhil edilemez» (m.53/2). Üçüncü fıkra da şöyledir: «Fon mal varlığının tasfiyesi durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir.»

    Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.1) m.28/2 aynı yöndedir: tasfiye bakiyesi katılma payı sahiplerine payları oranında dağıtılır; tasfiye anından itibaren katılma payı ihraç edilemez ve geri alınamaz.

    Bunun anlamı şudur: Portföy yönetim şirketinin alacaklıları fonun içindeki varlıklara el atamaz. Ancak bu koruma, fonun içindeki varlıkların değerini garanti etmez. Tasfiyede dağıtılacak tutar, portföydeki varlıkların nakde çevrildiği andaki değeri kadardır. Yoğun satış baskısı altında yapılan bir tasfiyede bu değerin, kararın açıklandığı günkü birim pay değerinin altında kalması mümkündür.

    Yatırımcı Tazmin Merkezi bu zararı karşılar mı?

    Büyük olasılıkla hayır. Kanun'un 84. maddesine göre tazminin kapsamı, yatırım kuruluşunun nakit ödeme veya sermaye piyasası aracı teslim yükümlülüğünü yerine getirmemesinden doğan taleplerle sınırlıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrası açıktır: «Yatırımcıların yatırım danışmanlığı veya piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararları tazmin kapsamında değildir.» Fonun değer kaybetmesi tek başına bu mekanizmayı çalıştırmaz.

    Zararım için kimden, neye dayanarak tazminat isteyebilirim?

    Kurucu portföy yönetim şirketi. Kanun'un 52/3. maddesi, şirketin fonu katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde temsil edip yöneteceğini; 52/4. maddesi ise hüküm bulunmayan hâllerde Türk Borçlar Kanunu'nun vekâlete ilişkin 502-514. maddelerinin kıyasen uygulanacağını düzenler. TBK m.506'ya göre vekil işi sadakat ve özenle yürütür ve sorumluluğu «benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış» ölçüsüyle belirlenir. Serbest fonlarda ayrıca Tebliğ m.25/14 uyarınca kurucu, KAP'ta ilan ettiği bilgilerin doğruluğundan ve «yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan» sorumludur.

    Portföy saklayıcısı. Kanun'un 56. maddesi saklayıcıya yalnız saklama değil, fon işlemlerinin mevzuata ve iç tüzüğe uygunluğunu sağlama görevi de yükler (m.56/1-f). Saklayıcı, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle katılma payı sahiplerine verdiği zararlardan sorumludur (m.56/2); maddenin üçüncü fıkrası katılma payı sahiplerinin dava açma hakkını ayrıca saklı tutar.

    Burada açık konuşmak gerekir: Fonun zarar etmesi, tazminat hakkı doğurmaya yetmez. Yatırımcının, mevzuata, iç tüzüğe, izahnameye veya ilan edilen stratejiye aykırı somut bir davranışı, zararı ve ikisi arasındaki nedensellik bağını ortaya koyması gerekir. Piyasa riskinden doğan kayıp ile kusurlu yönetimden doğan kaybın ayrıştırılması, bu davaların en çetin kısmıdır.

    Nitelikli yatırımcı sıfatıyla serbest fon almış olanların şunu da bilmesi gerekir: Tebliğ m.25/1 uyarınca serbest fonlar genel portföy sınırlamalarına tabi değildir; karşı taraf, yatırımcının yüksek riski bilerek üstlendiğini savunacaktır. Bu, hak aramaya engel değildir; ancak davanın zorluk derecesini artırır.

    Mahkemeler bu tür davalara nasıl bakıyor?

    Doğrudan SPK kararıyla tasfiye edilen bir fonun katılma payı sahibi tarafından açılmış ve sonuçlanmış bir Yargıtay kararına yaptığımız taramada rastlamadık. Ulaşabildiğimiz en yakın örnekler, bireysel portföy yönetimi sözleşmesinden doğan davalardır; hukuki ilişki farklı olduğundan birebir emsal sayılamazlar, ancak yargılamanın nasıl işlediğini gösterirler.

    İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2023 tarihli, E.2022/2412 K.2023/2131 sayılı kararına konu olayda yatırımcı, portföyünün tamamının davalı şirketin kendi kurduğu serbest fonda tutulduğunu ve ilan edilen stratejiden sapıldığını ileri sürmüştü. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş; istinaf dairesi ise esasa girmeden, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediği ve uzman görüşlerinin değerlendirilmediği gerekçesiyle kararı kaldırmıştır. Kararda incelenmesi gereken hususlar şöyle ifade edilir: «...portföydeki değer kaybının davalıların kusurlarından kaynaklanıp kaynaklamadığı ve davalılarca yapılan işlemlerin SPK Mevzuatı ile sözleşmeye uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.»

    Bu karardan çıkarılacak pratik sonuçlar şunlardır. Dava 2018'de açılmış, istinaf kaldırma kararının ardından dosya ilk derece mahkemesine dönmüş ve ancak 2025'te yeniden karara çıkmıştır; yedi yıla yaklaşan bir yargılama söz konusudur. Sonuç büyük ölçüde bilirkişi incelemesine bağlıdır ve raporlar birbirinin tersini söyleyebilmektedir. İlk derece mahkemesi, yüksek riskli araçlarda korunma amaçlı işlem yapılmamasını tek başına özensizlik karinesi saymamıştır.

    Dava hangi mahkemede ve hangi sürede açılır?

    Görevli mahkeme tartışmalıdır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 24.04.2018 tarihli E.2016/17499 K.2018/2251 sayılı kararında, fon hesabındaki alacağa ilişkin davada «6502 sayılı yasa kapsamında kalan bir tüketici işleminden söz etme imkanı bulunmaması» gerekçesiyle tüketici mahkemesini görevli sayan kararı bozmuştur. Buna karşılık Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.10.2016 tarihli E.2016/11038 K.2016/8223 sayılı kararında, kaldıraçlı işlemlere aracılık sözleşmesinden doğan davada tüketici mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varmıştır. İki kararın konusu aynı değildir; ancak yatırım amaçlı işlemlerde görev meselesinin her dosyada ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Yanlış mahkemede açılan dava aylar kaybettirir.

    Arabuluculuk. Dava ticari dava olarak nitelendirilirse, Türk Ticaret Kanunu m.5/A uyarınca konusu para olan tazminat davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.

    Zamanaşımı. TBK m.147/5, vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı öngörür. Kanun'un 52/4. maddesinin vekâlet hükümlerine kıyasen atıf yapması karşısında, temkinli davranıp beş yıllık sürenin esas alınması yerinde olur. Sürenin hangi tarihte başladığı, zararın ne zaman öğrenildiğine ve dayanılan hukuki sebebe göre değişir.

    İdari yargı. Kurul kararı bir idari işlemdir. İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 uyarınca idari davalarda genel dava açma süresi altmış gündür. Katılma payı sahibinin bu karara karşı dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı ve iptalin yatırımcı lehine sonuç doğurup doğurmayacağı ayrı bir değerlendirme gerektirir; her yatırımcı için uygun yol olmayabilir.

    Sonuç ve Pratik Adımlar

    Fon malvarlığının ayrılığı ilkesi, yatırımcıyı portföy yönetim şirketinin alacaklılarına karşı korur; fonun değer kaybına karşı korumaz. Tasfiye bakiyesi ile yatırılan tutar arasındaki farkın tazmini, ancak kurucunun veya saklayıcının somut bir yükümlülük ihlalinin ve bu ihlalin zarara yol açtığının ispatıyla mümkündür. Kurulun tespit ettiği aykırılıkların içeriği açıklandığında tablo netleşecektir. Her dosya kendi belgelerine göre değerlendirilir; bu yazıdaki ilkeler yol gösterir ama hiçbir somut olayın sonucunu tek başına belirlemez.

    Tasfiye sonuçlanmadan zararın miktarı belli olmaz; ancak deliller bugün toplanmazsa yarın bulunamayabilir:

    1. MKK e-Yatırımcı kayıtlarınızı ve aracı kurum ya da banka hesap ekstrelerinizi indirip saklayın.
    2. Fon alım talimatlarınızı ve alım tarihindeki birim pay değerlerini belgeleyin.
    3. Alım tarihinde yürürlükte olan izahnameyi, yatırımcı bilgi formunu ve fonun KAP sayfasındaki strateji ve risk limiti açıklamalarını kaydedin.
    4. Serbest fon aldıysanız nitelikli yatırımcı beyanınızı ve satış sırasında yapılan bilgilendirmeye ilişkin yazışmaları bir araya getirin.
    5. 17.09.2026 tarihli son birim pay değerini not edin; bundan sonraki her KAP ve SPK duyurusunu takip edin.
    6. Beş yıllık zamanaşımı ile idari yargıdaki altmış günlük süreyi takviminize işleyin.

    Bu alandaki sorularınız için İstanbul'daki büromuza ulaşabilirsiniz.

    Hukuki Destek İçin İletişime Geçin

    Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlıklar için dosya bazlı hukuki değerlendirme alınması gerekir.