Arazimden Enerji Nakil Hattı Geçiyor: Tazminat Alabilir miyim?

Kamulaştırma yapılmadan arazinizden enerji nakil hattı geçirilmişse bedel isteyebilirsiniz ve bu talep zamanaşımına uğramaz. Hattın kaldırılmasını isteyip isteyemeyeceğinizi el atmanın 1 Ocak 2002 öncesi mi sonrası mı olduğu belirler. Tapuda geçerli irtifak şerhi varsa ve taşınmazı şerhli olarak sonradan aldıysanız dava hakkı doğmaz.
Direk dikildi, hat çekildi: hukuken ne oldu?
Anadolu'da tapu kaydı elinde olan çok sayıda kişi aynı manzarayla karşılaşıyor. Tarlanın ortasında yıllar önce dikilmiş bir direk duruyor, üzerinden yüksek gerilim hattı geçiyor, ama tapu kaydında hiçbir şerh yok, cebe giren hiçbir bedel olmamış. Sorulan soru da hep aynı: bu kadar yıl geçtikten sonra yapılabilecek bir şey var mı?
Hukuken olan şudur. Anayasa'nın 46. maddesi devlete ve kamu tüzel kişilerine kamulaştırma ve idari irtifak kurma yetkisi verirken bunu tek bir şarta bağlar: gerçek karşılığın peşin ödenmesi. Bu yol izlenmeden taşınmaza fiilen el konulmuşsa ortada kamulaştırma değil, kamulaştırmasız el atma vardır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu bunu açık ifadelerle nitelemiştir: «...kamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle 2942 sayılı Kanun'da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine ulaşılmıştır.» Aynı kararda Mahkeme, 1983 sonrasında da idarelerin bu yola başvurmaya devam ettiğini tespit ederek şu değerlendirmeyi yapmıştır: «...temel bir hak olarak güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet veren kamulaştırmasız el atma uygulaması ülkemizde yapısal bir sorun teşkil etmektedir.» (AYM Genel Kurulu, Kübra Yıldız ve diğerleri, B.No 2018/32734, 28.07.2022).
Bu davaların dayanağı, çoğu kişinin sandığı gibi Kamulaştırma Kanunu değildir. 4 Kasım 1983 sonrası el atmalar için o Kanun'da bir düzenleme yoktur; hak, 1956 tarihli iki İçtihadı Birleştirme Kararından doğar. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemeleri arasındaki bir uyuşmazlığı giderirken bunu tespit etmiştir: «04.11.1983 tarihinden sonra kamulaştırma yapılmaksızın el konulan taşınmazlar hakkında açılan davalara ilişkin 2942 sayılı Kanun'da yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu davaların yasal kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından aldığı nazara alındığında...» (E.2023/7077 K.2023/8035, 28.09.2023).
Zamanaşımı meselesi de buradan çözülür. Anılan içtihadı birleştirme kararlarından ikincisi, bedel davasında «müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına» hükmetmiştir. Kanundaki hak düşürücü süre ise ortadan kalkmıştır; Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesi bugün yalnızca şu satırdan ibarettir: «Madde 38 – (İptal: Anayasa Mahkemesinin 10/4/2003 tarihli ve E.2002/112, K.2003/33 sayılı kararı ile)». İptalden önce bu maddenin öngördüğü sürenin yirmi yıl olduğu, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin bir kararında yerel mahkeme gerekçesi aktarılırken şöyle kayda geçmiştir: «Mahkemece kamulaştırmasız el atma tarihinden itibaren 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 38. maddesindeki 20 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş...» (E.2011/12814 K.2011/18552, 21.11.2011 — karar bu gerekçeyle verilen reddi bozmuştur). 1970'lerde çekilmiş bir hat için bugün dava açılabilmesinin sebebi budur.
Ne isteyebilirsiniz: bedel mi, hattın kaldırılması mı?
1956 tarihli içtihadı birleştirme kararı malike seçimlik bir hak tanır. Karar metni şöyledir: «...gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna...»
Fakat enerji nakil hatlarında bu seçim herkese açık değildir. Belirleyici olan tek tarih vardır: Türk Medeni Kanunu'nun yürürlük tarihi olan 1 Ocak 2002.
Mevcut Kanun'un 727. maddesinin son fıkrası şöyle der: «İrtifak hakkı, mecra dışarıdan görülmüyorsa tapu kütüğüne tesciliyle, dışarıdan görülüyorsa noterce düzenlenecek sözleşmeye dayanılarak mecranın yapılmasıyla doğar.» Havadan geçen bir enerji nakil hattı dışarıdan görülen bir mecradır. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi ayrımı şöyle kurmuştur: «...dava konusu taşınmazdan enerji nakil hattı geçtiği tarihin belirlenerek, Türk Medeni Kanununun 01.01.2002 olan yürürlük tarihinden sonra geçirilmiş olduğunun anlaşılması halinde TMK 727.maddesi gereğince taraflar arasında noterce düzenlenmiş bir sözleşme bulunup bulunmadığı araştırılarak, bulunmaması halinde el atmanın önlenmesi TMK nun 01.01.2002 olan yürürlük tarihinden önce ise, TMK 653.maddesi gereğince irtifak hakkı mecrası yapılmasıyla kurulmuş olacağından, davacıların artık el atmanın önlenmesini isteyemeyeceğinden istek halinde irtifak bedeline hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.» (E.2016/1746 K.2016/4133, 10.03.2016).
Sadeleştirirsek: hat 2002 öncesinde çekilmişse idare lehine irtifak kurulmuş sayılır, malik direği söktüremez, yalnız parasını isteyebilir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 1993-1994'te direk dikilen bir taşınmaz için bunu şöyle ifade eder: «...enerji nakil hattı ve direklerin davacının taşınmazından açıktan geçirilmiş olması nedeniyle, el atma tarihinde yürürlükte bulunan 743 sayılı TMK.nun 653. maddesinin son fıkrasına göre davalı lehine irtifak hakkı kurulmuş sayılacağından, idarenin dava konusu taşınmaza müdahalesinin önlenmesi ve kal istenemeyeceği, sadece el atılan direk yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığı istenebileceği...» (E.2013/5002 K.2013/9572, 15.05.2013). Hat 2002 sonrasında çekilmiş ve arada noterde düzenlenmiş bir sözleşme yoksa el atmanın önlenmesi de istenebilir. İkinci ihtimal pratikte önemlidir, zira hattın taşınması idareye bedelden çok daha pahalıya mal olur.
Bir uyarı: kal, yani hattın sökülmesi ile irtifak bedeli aynı davada birlikte istenemez. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi bir dosyada, «...kal ve irtifak hakkı karşılığı birlikte talep edilemeyeceğinden, öncelikle davacıya talebi açıklattırıldıktan sonra...» esasa girilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece kararını bozmuştur (E.2024/3229 K.2024/9316, 28.11.2024 içindeki bozma). Talep baştan seçilmezse süreç uzar.
Ecrimisil, yani haksız kullanım tazminatı ise hattın kullanımı fiilen engellemediği dosyalarda reddedilmektedir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi bir kararda, «...enerji nakil hattının tesisi taşınmazın kullanımını engellemediğinden ecrimisil istemi yönünden davanın reddi yerine, kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek...» diyerek kabul kararını bozmuş, sonraki ret kararını onamıştır (E.2023/11385 K.2024/5023, 29.04.2024). Yukarıda kal talebi bakımından anılan aynı dosyada da ecrimisil talebinin şartları oluşmadığından reddi yerinde bulunmuştur (E.2024/3229 K.2024/9316). Kullanımı gerçekten engelleyen özel durumlar dışında ecrimisil eklemek, kısmî ret ve aleyhe vekâlet ücreti riskini artırmaktan başka işe yaramaz.
Bedel neye göre hesaplanıyor?
Talep iki ayrı kalemden oluşur. Direğin (pilonun) veya trafonun oturduğu alan için mülkiyet bedeli, hattın geçtiği koridor için irtifak bedeli istenir. Bir dosyada ilk derece mahkemesi, pilon yerine ilişkin tapu kaydının iptali ile idare adına tesciline ve koridor için idare lehine irtifak hakkı tesisine karar vermiş; Yargıtay 5. Hukuk Dairesi «...trafo ve pilon yerleri ile irtifak hakkı karşılıklarının tespiti ile davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.» diyerek bu yöntemi uygun bulmuştur. Kararın kendisi, dava sırasında taşınmazın ifraz görmesi ve hükmün infaza elverişsiz kalması sebebiyle bozulmuştur; bozma yöntemle ilgili değildir (E.2024/2519 K.2024/9551, 04.12.2024).
İrtifak bedelinin ölçüsü Kamulaştırma Kanunu'nun 11. maddesinin son fıkrasında yazılıdır: «Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde, bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymet düşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırma bedelidir.» Yani hesaplanacak olan, tellerin altında kalan birkaç metrekarenin değeri değil, hat yüzünden taşınmazın tamamında oluşan değer kaybıdır.
Uygulamada en çok tartışılan nokta koridorun genişliğidir. İdareler çoğu zaman yalnızca tellerin dik izdüşümünü esas almak ister. Oysa irtifak alanı, iletkenin rüzgârda salınımı da hesaba katılarak bulunur. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi bu yöntemi onaylamıştır: «...enerji nakil hatlarında oluşun irtifak alanının Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca tespit edildiği, enerji nakil hattının alçak gerilim hattı veya orta gerilim hattı olması dikkate alınıp Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri ile belirlenen en düşük yaklaşım mesafesine, iletkenin salınım mesafesi eklenmek suretiyle yataydaki yaklaşım mesafesinin hesaplandığı, salınımın da direkler arası uzaklık, direk tipi ve hattın bulunduğu yerdeki coğrafik ve iklimsel özelliklere göre değiştiği...» (E.2025/6889 K.2025/17168, 11.12.2025). Aynı ölçüt 2024'te kanunlaşmıştır: 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 19. maddesine eklenen beşinci fıkra irtifak alanının «en düşük yaklaşım mesafesi, iletkenin salınım mesafesi ve direkler arası uzaklık dikkate alınarak» belirleneceğini yazar.
Peki değer düşüklüğü oranı ne çıkıyor? Burada gerçekçi olmak gerekir, çünkü sosyal medyada dolaşan metinlerin çoğu bu kısmı hiç anlatmıyor.
Tarla ve arazi niteliğindeki taşınmazlarda oran görece yüksektir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, kuru tarım arazisine ilişkin bir dosyada onadığı gerekçede şu bandı kabul etmiştir: «...arazi niteliğindeki taşınmazdan geçen enerji nakil hattı nedeniyle değer düşüklüğü hesap edilirken taşınmazın yüzölçümü, geometrik yapısı enerji nakil hattının güzergahı ve salınım yüksekliği nazara alınarak bu oranın % 35'e kadar yükseltilebileceği dava konusu taşınmaz için bilirkişi heyetince belirlenen %25 oranının yüksek olmadığı...» (E.2023/5925 K.2024/933, 25.01.2024).
Buna karşılık hattın parseli köşesinden yaladığı dosyalarda oran çok düşük kalabilir. 2026 tarihli bir kararda onanan hesapta oranlar yüzde 1,14 ve yüzde 0,82 olarak belirlenmiş, aynı kararda değer düşüklüğünün taşınmazın tamamının «%50'sinden fazla olamayacağı» da ifade edilmiştir (E.2025/13804 K.2026/5079, 26.03.2026). Kısacası sonucu belirleyen şey arazinin büyüklüğünden çok, hattın araziyi nasıl kestiğidir.
Bedel, dava tarihindeki değere göre hesaplanır. Uygulamada tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmektedir; bu yön elimizdeki kaynaklarda bağlayıcı bir Yargıtay içtihadıyla değil, derece mahkemesi kararlarıyla gösterilebilmektedir. Faizin uzun yargılamalarda ne anlama geldiğini faiz hesaplama aracımızla görebilirsiniz. Son bir teknik ayrıntı: kararda irtifak alanının metrekaresi açıkça gösterilmelidir. Yargıtay bunu «İrtifak alanının kararda açıkça gösterilmemesi infazda tereddüte sebebiyet vereceğinden bozmayı gerektirir.» diyerek bozma sebebi saymıştır; o dosyada eksiklik yeniden yargılama gerektirmediği için karar düzeltilerek onanmıştır (E.2025/11369 K.2026/5497, 01.04.2026).
Herkes dava açabilir mi? Hakkı düşüren dört durum
Bu bölümü yazmamızın sebebi, konunun sosyal medyada "tapunuz varsa paranızı alın" basitliğiyle dolaşması. Gerçek tablo daha seçicidir. Dört durumda hak ya hiç doğmaz ya da düşer.
Birincisi, tapuda geçerli bir irtifak şerhi bulunması. Hat geçirilirken dönemin maliki bedelini alıp muvafakat vermiş ve irtifak usulüne uygun tescil edilmişse, taşınmazı sonradan bu şerhle birlikte satın alan kişi talepte bulunamaz. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi bunu açıkça yazar: «...taşınmazı usulüne uygun olarak tescil edilen irtifak şerhleri ile birlikte sonradan satın alan davacının, bu hatlar nedeniyle kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat isteminde bulunma imkanı olmadığından; bu irtifak hakları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,» bozma sebebi sayılmıştır (E.2018/9255 K.2019/2095, 14.02.2019). Buradaki incelik şudur: şerhin varlığı tek başına yeterli değildir, dayandığı işlemin geçerli olması gerekir. Usulüne uygun tescil edilmemiş şerhlerde sonraki malikin dava hakkı devam eder.
İkincisi, kadastro kesinleşmesinden itibaren geçen on yıl. Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir: «Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.» Kadastro tespitinden önce kurulmuş bir irtifaka dayanan iddialarda bu süre gözetilir. "Zamanaşımı yok" kuralı bu noktada mutlak değildir.
Üçüncüsü, kamulaştırmanın aslında yapılmış olması. İdare arşivinden usulüne uygun tebliğ edilmiş bir kamulaştırma dosyası çıkarsa, ortada kamulaştırmasız el atma değil, süresi geçmiş bir bedel artırım hakkı vardır. Hukuk Genel Kurulu, adres araştırması yapılıp ilanen tebligata gidilen ve bedeli bankaya bloke edilen bir dosyada, otuz günlük hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin direnme kararını uygun bulmuştur (E.2020/354 K.2022/1736, 13.12.2022). Bu yüzden dava öncesi ilgili kurumdan hat güzergâhına ilişkin kamulaştırma dosyasının sorulması ilk iştir.
Dördüncüsü, husumetin yanlış yöneltilmesi. Aynı parselden farklı yıllarda çekilmiş iki ayrı hat geçebilir ve bunların sorumluları farklı olabilir. Yargıtay bir Ankara dosyasında, 1973'te çekilen hattan TEİAŞ'ın, 1990'da tesis edilen hattan TEDAŞ'ın sorumlu olduğunu kabul etmiş; üstelik iki hat için ayrı harç rejimi uygulanması gerektiğine hükmetmiştir (E.2022/13066 K.2023/3165, 30.03.2023). Dağıtım hatlarında kamulaştırma yükümlülüğünün TEDAŞ ile lisans sahibi şirket arasında nasıl paylaşıldığını ise 6446 sayılı Kanun'un 19. maddesi düzenler.
Harç, süre ve usul: dosyanın maliyetini belirleyen ayrıntılar
Dava, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kamulaştırma Kanunu'nun 37. maddesi bunu şöyle yazar: «Bu Kanundan doğan tüm anlaşmazlıkların adli yargıda çözümlenmesi gerekenleri, taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü ile görülür.»
Arabuluculuk bu davalarda dava şartı değildir; Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/B maddesindeki liste kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarıyla sınırlıdır. Buna karşılık el atma 9 Ekim 1956 ile 4 Kasım 1983 tarihleri arasında gerçekleşmişse, Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 6. maddesi uyarınca önce idareye uzlaşma başvurusu yapılması dava şartıdır ve uzlaşmazlık tutanağından itibaren üç ay içinde dava açılmalıdır. Yargıtay ayrımı net koyar: «...09.10.1956-04.11.1983 tarihleri arasındaki el atmalarda taraflara öncelikle uzlaşma şartı getirilmiş, 04.11.1983 sonrası el atmalarda ise uzlaşma şartı aranmaksızın el atılan taşınmaz bedeli 16.05.1956 gün 1-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca davacıya ödenmelidir.» (E.2017/13810 K.2018/14375, 17.09.2018).
Harç konusu, dosyanın cebe etkisini doğrudan belirler. 1956-1983 arası el atmalarda Geçici 6. madde gereği harç ve vekâlet ücreti maktudur. 4 Kasım 1983 sonrası fiilî el atmalarda ise Yargıtay, 2942 sayılı Kanun'a 2022'de eklenen Ek 4. maddedeki maktu harç kuralının uygulanamayacağına karar vermiştir; gerekçe, bu davaların kaynağının o Kanun değil içtihadı birleştirme kararları olmasıdır. Sonuç: harç nispidir ve dava değeri büyüdükçe artar.
2026 yılında iki değişiklik daha oldu ve dava planlamasını etkiliyor. Birincisi, Kamulaştırma Kanunu'nun 29. maddesi 11 Haziran 2026'da değiştirilerek kamulaştırmasız el koyma davaları sonucu doğan tapu harçlarının idarece ödeneceği açıkça yazıldı. İkincisi, 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun'la belirsiz alacak davası kaldırıldı; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi mülga oldu. Bu davalar geleneksel olarak belirsiz alacak davası biçiminde açılıyordu. Artık dava kısmi dava olarak açılmalı ve bilirkişi raporundan sonra 109. maddenin yeni dördüncü fıkrasına dayanılarak bir defaya mahsus talep artırımı yapılmalıdır. Bu, tahkikat kapanmadan yapılması gereken bir işlemdir ve kaçırılması alacağın bir kısmının kaybı anlamına gelir.
Son olarak yargılama gideri meselesi. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, lehe hükmedilen 3.998,03 TL irtifak bedelinin aleyhe yüklenen giderlerle eritilmesini mülkiyet ihlali saymış ve şu tespiti yapmıştır: «...hakikatte başvuruculara verilen irtifak bedeli 3.858,66 TL azaltılarak 139,37 TL tutarına indirilmiştir.» Mahkeme, yargılama giderlerinin idarece ödenmesini düzenleyen 29. maddenin bu davalarda da uygulanabileceğini belirtmiştir: «...kamulaştırmasız el atma sebebiyle açılan tazminat davasının amacı ve işlevi dikkate alınarak bu hükmün kamulaştırmasız el atma sebebiyle açılan tazminat davalarında uygulanmasının önünde bir engel bulunmamaktadır.»
Buna karşılık risk tamamen ortadan kalkmış değildir, çünkü yargılama giderlerinin genel kuralı yürürlüktedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesi şöyle der: «Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.» ve «Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.» Talebin bir kısmı reddedilirse bu hüküm işleyebilir. Bu yüzden talep miktarının bilirkişi ölçütlerine göre gerçekçi belirlenmesi önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
Elektrik direği yıllar önce dikildi, süre geçti mi?
Fiilî el atmaya dayanan bedel davasında zamanaşımı işlemez. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 16.05.1956 tarihli 1954/1 Esas 1956/7 Karar sayılı kararında, bedel davasında «müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına» hükmetmiştir. Kanundaki yirmi yıllık hak düşürücü süreyi düzenleyen 2942 sayılı Kanun'un 38. maddesi de Anayasa Mahkemesi tarafından 10.04.2003 tarihinde iptal edilmiştir. Bununla birlikte iki istisna vardır: kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren on yıl geçmişse kadastro öncesi hukuki sebeplere dayanılamaz (3402 sayılı Kanun m.12/3) ve idare kamulaştırmayı usulüne uygun tamamlamışsa otuz günlük hak düşürücü süre işler.
Direği söktürebilir miyim?
El atma 1 Ocak 2002'den önce gerçekleşmişse söktüremezsiniz. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, hattın ve direklerin taşınmazdan açıktan geçirilmiş olması hâlinde el atma tarihinde yürürlükte bulunan mülga 743 sayılı Kanun'un 653. maddesinin son fıkrası uyarınca idare lehine irtifak kurulmuş sayılacağını, bu durumda müdahalenin önlenmesi ve kal istenemeyip yalnız direk yeri bedeli ile irtifak karşılığının istenebileceğini belirtmiştir (E.2013/5002 K.2013/9572). El atma 1 Ocak 2002'den sonra ise ve taraflar arasında noterde düzenlenmiş bir sözleşme yoksa, 4721 sayılı Kanun'un 727. maddesi uyarınca el atmanın önlenmesi istenebilir. Bu iki talep birlikte ileri sürülemez; baştan seçim yapmak gerekir.
Bedel nasıl hesaplanır, ne kadar çıkar?
Hesap iki kalemden oluşur: direğin oturduğu alanın mülkiyet bedeli ve hat koridoru için irtifak bedeli. İrtifak bedeli, 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin son fıkrası uyarınca hattın taşınmazın tamamında yarattığı değer kaybıdır. Koridorun genişliği tellerin izdüşümüyle sınırlı olmayıp en düşük yaklaşım mesafesine iletkenin salınım mesafesi eklenerek bulunur. Değer düşüklüğü oranı arazide yüzde 35'e kadar çıkabilirken, hattın parseli köşeden geçtiği dosyalarda yüzde 1'in altına inebilmektedir. Bir üst sınır da vardır: Yargıtay'ın onadığı bir Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde oranın taşınmazın tamamının yüzde 50'sini aşamayacağı ifade edilmiştir (E.2025/13804 K.2026/5079). Bu tek karara dayanan bir ölçüdür.
Tapumda irtifak şerhi var, yine de dava açabilir miyim?
Şerhin varlığı tek başına belirleyici değildir; dayandığı işlemin geçerliliğine bakılır. Usulüne uygun tescil edilmiş bir irtifak şerhiyle taşınmazı sonradan satın aldıysanız, o hat nedeniyle kamulaştırmasız el atma tazminatı isteyemezsiniz (Yargıtay 5. HD, E.2018/9255 K.2019/2095). Buna karşılık şerh usulüne uygun tescil edilmemişse sonraki malikin talep hakkı devam eder. Bu yüzden değerlendirme, tapu kaydına değil tapu işlem dosyasına bakılarak yapılır.
Davayı kime karşı açacağım?
Hattı hangi kuruluşun tesis ettiğine ve işlettiğine göre değişir. İletim hatlarında TEİAŞ, dağıtım hatlarında TEDAŞ veya bölgedeki dağıtım şirketi muhataptır. Aynı parselden farklı yıllarda çekilmiş iki hat geçiyorsa iki ayrı davalı ve iki ayrı harç rejimi söz konusu olabilir; Yargıtay bir dosyada 1973 tarihli hattan TEİAŞ'ı, 1990 tarihli hattan TEDAŞ'ı sorumlu tutmuştur. Özelleştirme öncesi mevcut olup kamulaştırması tamamlanmamış dağıtım tesislerinde 6446 sayılı Kanun'un 19. maddesi, taşınmazların kamulaştırmasının TEDAŞ tarafından yapılacağını ve bedellerin TEDAŞ tarafından ödeneceğini düzenler. Yanlış kuruma yöneltilen dava husumetten reddedilir.
Kaybedersem masraf öder miyim?
Bu risk gerçektir ve göz ardı edilmemelidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesine göre yargılama giderleri kural olarak aleyhine hüküm verilen taraftan alınır; iki taraf da kısmen haklı çıkarsa giderler haklılık oranına göre paylaştırılır. Talebin bir kısmı reddedilirse bu hüküm işleyebilir. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, lehe hükmedilen bedelin aleyhe giderlerle neredeyse tamamen eritildiği bir dosyada mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve giderlerin idarece ödenmesini düzenleyen 2942 sayılı Kanun'un 29. maddesinin bu davalarda da uygulanmasının önünde engel bulunmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla aleyhe gider yükü mutlak değildir, ancak talep miktarının bilirkişi ölçütlerine göre gerçekçi belirlenmesi önemini korur.
Ne yapmalısınız: sıradaki adımlar
Dosyanın kaderi büyük ölçüde dava açılmadan önce toplanan üç bilgiyle belirlenir.
1- Tapu kaydını ve tapu işlem dosyasını çıkarın. Yalnız kayıt yetmez; şerh varsa dayanağının ne olduğu, bedel ödenip ödenmediği ve tescilin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı görülmelidir.
2- Hattın tesis tarihini öğrenin. İlgili kurumdan bilgi edinme yoluyla sorulabilir. Bu tarih üç şeyi birden belirler: hattın söktürülüp söktürülemeyeceğini, uzlaşma başvurusunun zorunlu olup olmadığını ve harcın maktu mu nispi mi alınacağını.
3- Kamulaştırma dosyası var mı, sorun. İdare arşivinden usulüne uygun tebliğ edilmiş bir dosya çıkarsa dava yolu büyük ölçüde kapanır. Bunu dava açtıktan sonra öğrenmek, harcı ve zamanı boşa harcamak demektir.
Bu üç bilgi elinizdeyse geri kalanı teknik bir çalışmadır: keşif, fen bilirkişisiyle irtifak alanının tespiti ve değer düşüklüğü oranının denetlenmesi. Dosyanın gerçekten kazanıldığı yer bilirkişi raporuna yapılan itirazlardır.
Elinizde tapu, hattın fotoğrafı ve varsa kurum yazışmaları ile durumunuzu birlikte değerlendirelim.
Mevzuatın güncel metnine https://www.google.com/url?q=http://mevzuat.gov.tr&source=gmail&ust=1789330135524000&sa=E üzerinden ulaşabilirsiniz.
Av. Aykut Yeşilkaya — İstanbul Barosu · Vega Hukuk İstanbul
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her dosyanın koşulları farklıdır; somut değerlendirme için avukatınıza başvurun.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlıklar için dosya bazlı hukuki değerlendirme alınması gerekir.